
Ankara’daki kulislerde dolaşan bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “erken ya da ara seçim yok” açıklamasına rağmen iktidar cephesinde seçim hazırlıkları hızla ilerliyor. Siyasi ve ekonomik gelişmeler, önümüzdeki sürecin dikkatlice planlandığını gösteriyor. İlk olarak Mehmet Şimşek’in görevden alınması bekleniyor.
Edinilen bilgilere göre, Erdoğan, seçim öncesinde ekonomi yönetiminde bir değişiklik yapacak. Mehmet Şimşek’in sıkı para politikasıyla özdeşleşmiş olan modeli, seçim sürecine girmeden sona erecek. Yerine, halk tarafından tanınan ve seçim ekonomisini yönetecek bir bakanın atanması söz konusu. Ankara’da konuşulan senaryolara göre, Şimşek’in bir gece yarısı kararnamesiyle görevden alınması ve yerine daha “siyasi” bir figürün geçmesi bekleniyor.
Ekonomi yönetimindeki bu değişikliğin ardından, seçim ekonomisine yönelik adımlar atılacak. Temmuz ayında asgari ücretli çalışanlara refah payı verilmesi ve en düşük emekli maaşının artırılması planlanıyor. Artan enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle alım gücünün düşmesi, bu hamleler ile hafifletilmek isteniyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre, Temmuz-Kasım döneminde oluşacak bu ekonomik iyileşmenin anket sonuçlarına etkisi yakından takip edilecek. Erdoğan’ın önündeki anketlerde oy oranının %29,5 civarında sıkıştığı belirtilirken, seçim kararlarının kamuoyu yoklamalarına dayalı olarak şekilleneceği ifade ediliyor. Ekonomik rahatlama algısının anketlerde olumlu sonuç vermesi durumunda, seçim maratonunun resmi olarak başlayacağı öngörülüyor.
Aynı zamanda muhalefet cephesindeki hareketlilik de dikkat çekiyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisini 81 il ve 973 ilçede sahaya sürerken, Saadet Partisi’nin aday çıkarma planları ve Fatih Erbakan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığını duyurması, Ankara’da “seçim süreci başladı” yorumlarına neden oluyor.
Kulislerde konuşulan bir diğer önemli konu ise siyasi denge arayışları. Erdoğan’ın karşısındaki en büyük engelin ekonomik sorunlar değil, siyasi süreçlerin yeniden şekillenmesi olduğu dile getiriliyor. Devlet Bahçeli’nin TBMM’de yaptığı açıklamalar ve söylem değişiklikleri, “Terörsüz Türkiye” ve çözüm süreci tartışmalarının askıya alınması yorumlarıyla birlikte dikkat çekiyor.
Elde edilen bilgilere göre, Erdoğan’ın stratejisi, DEM Parti ile kurulacak denge üzerinden seçim sürecini yönetmek. Ancak taraflar arasında büyük görüş ayrılıkları olduğu ve Öcalan üzerinden bazı pazarlıkların yapıldığı konuşulmakta. Yeni anayasa süreci de seçim hesapları açısından önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor. Ancak DEM Parti’nin desteği olmadan anayasa değişikliğinin mümkün olmayacağı ve bu nedenle sürecin şimdilik askıya alındığı belirtiliyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında, kulislerdeki senaryo şu şekilde şekilleniyor:
– Ekonomi yönetimi değiştirilecek,
– Asgari ücret ve emekli maaşlarında artış sağlanacak,
– Toplumda ekonomik bir rahatlama hissi oluşturulacak,
– Anket sonuçları sürekli izlenecek,
– Uygun bir tablo oluştuğunda seçim kararı alınacak.
Bu planlamalara göre, Erdoğan’ın 2027 Kasım ayında seçim sürecini resmen başlatacağı öngörülüyor.