“`html
İmamoğlu, Casusluk Soruşturması İçin Adliyeye Sevk Edildi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, cuma günü başlatılan “casusluk” soruşturması nedeniyle dün sabah saatlerinde İstanbul Adliyesi’nin Çağlayan binasına getirildi.
İBB’ye yönelik “mali” soruşturma çerçevesinde 23 Mart’ta tutuklanmasının ardından ilk defa adliyeye götürülen İmamoğlu’nun ifade süreci, 5 saat süren bir gecikmeyle 16.05’te başladı.
Bunun yanı sıra, aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve İmamoğlu’nun kampanya direktörü Necati Özkan için de ifade işlemleri akşam saatlerinde gerçekleştirildi.
Siyasal Casusluk Suçlamasıyla Karşı Karşıya
İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan’ın savcılık ifadeleri saat 22.00 civarında sona erdi.
Savcılık tarafından, İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 328/1. maddesi çerçevesinde “siyasal casusluk” suçlamasıyla Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk kararı alındı. Ayrıca, ifadeleri sırasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için ifade veren Hüseyin Gün ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Melih Geçek de cezaevine geri gönderildi.
Saat 22:38’de Yanardağ’ın, 23:04’te Özkan’ın ve 00:11’de İmamoğlu’nun hakimlik sorguları başladı ve bu sorgulamalar 02:00 civarında tamamlandı. Üç isim için de yine Türk Ceza Kanunu’nun 328/1. maddesi gereğince siyasal casusluk suçlamasıyla tutuklama kararı verildi.
Müvekkilimin Nezarette Tutulması Üzerine Açıklama
Avukat Hüseyin Ersöz, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Çağlayan Adliyesi’nde yaşanan olağanüstü durumu dile getirdi. İmamoğlu’nun avukatları Tora Pekin, Hasan Fehmi Demir ve Fikret İlkiz, konu ile ilgili şu ifadeleri kaydetti:
“Öncelikle, müvekkilimiz Silivri Ceza İnfaz Kurumu’ndan 10:00’da adliyeye getirilmiştir. Ancak ifadesi 16:30’da alınmaya başlanmıştır; bu da 6 saat boyunca nezarette tutulduğunu göstermektedir. Adliye, güvenlik tedbirleri alındığı gerekçesiyle sadece soruşturmayla görevli avukatların girmesine izin verilmiştir. İstanbul Barosu’na bağlı avukatlar bile içeri alınmamıştır. Bu sebeple, adliye içindeki çalışma alanları kullanılamamıştır. Bu şartlar altında, savunma için ayrıcalıklı ihtiyaçların karşılanmadığı (yemek, su vb.) bir ortamda 6,5 saat bekletilmiştir. Müvekkilimize uygulanan sorgulama usulleri yasak olup, savunma hakkının kısıtlanması kabul edilemez.”
Pekin, Demir ve İlkiz, siyasal casusluk suçlamasına ilişkin şu noktalara vurgu yaptılar:
“Bu suçlamalar, TCK’nın devlet sırlarıyla ilgili 2. Kitap 4. Kısım 7. Bölümünde yer alan açıklamalar altında ifadelendirilmiştir. Ancak mevcut düzenlemeler, devletin iç ve dış güvenliğini tehdit eden bilgi kategorileri olarak tanımlanmıştır. Bu anlayış, hukuki bir muğlaklık içermekte olup, ilerleyen dönemlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması planlanan bağımsız bir yasa ile açıklık kazanma amacı taşıyordu; ama bu yasa, yürürlüğe girmeden geçersiz hale gelmiştir. Bu durum, devlet sırrı kavramının yetersiz tanımından kaynaklanmaktadır.”
Endişe Verici Gelişmeler
“Mevcut itirazlar, tanımı belirsiz olan bu maddeler yüzünden muhalif birey ve kurumların kötü niyetli iktidarlar tarafından hedef alınabileceği endişesini taşımaktadır. Ne yazık ki, bu durum mevcut soruşturmanın içeriğiyle de örtüşmektedir. Soruşturmanın hangi belgelerle yapıldığı, bu belgelerin gizli bilgiler olarak düzenlenip düzenlenmediği ya da devlet sırları konusunda ne tür ihlaller olduğu konusunda hiçbir bilgi verilmemiştir. Ayrıca, bu belgelerin nereden elde edildiği ile ilgili de ciddi bir belirsizlik söz konusudur.”
Hukukun Aykırı Suçlamalar
“Müvekkilimize yapılan suçlamaların hangi fiillere dayandığı ve hangi nedensellik bağları çerçevesinde ortaya konduğu belirsizdir. Bu durum, dolayısıyla savunma hakkının zedelenmesine yol açmaktadır. Anayasa’nın 5. Maddesi, devletin temel işlevlerini düzenlerken, bu işlevlerin etkin bir biçimde yürütülmesi için gerekli olan kuralların açıkça belirtilmesini zorunlu kılar. Ancak soruşturma sırasında karşılaşılan belirsizlikler, hukukun ruhuna tamamen aykırıdır.”
Veritabanı Kullanımı Üzerine Açıklamalar
İmamoğlu’nun avukatları, yürütülen soruşturmanın basına yansıyan tarafları üzerinden, soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiğini belirterek şu ifadeleri eklediler:
“Başsavcılık, soruşturma ile ilgili gerçekleştirdiği basın açıklamalarıyla söz konusu gizliliği ihlal etmiştir. Adaletin sağlanması adına bu açıklamaların dosyaya sunulmasını istiyoruz. Bu nedenle, 2019 Nisan ayında müvekkil tarafından belediye müfettişlerine iletilen İBB veritabanına dair bir yazı üzerinden suçlamalar yapılması hukuka aykırıdır. Dönemin İçişleri Bakanlığı tarafından 02/09/2019 tarihli yazıyla, bu durum hakkında soruşturma izni verilmemiştir. Açıkça belirtilmiştir ki, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun imzasını taşıyan kararda herhangi bir veritabanının kopyalanmadığı not edilmiştir.”
“`