Birçok insan, farklı partnerlerle ilişki kurmasına rağmen benzer sorunlar yaşadığını ifade eder. Zamanla, ilişkilerin çatışmalarının ve duygusal paternlerin birbirini yeniden tekrarladığı anlaşılabilir. Peki, bu durumu nasıl açıklıyoruz? Hemen herkesin aklından geçen bir soru: “Neden sürekli aynı türden kişilere çekiliyorum?” Bu sorunun yanıtı çoğu zaman sadece rastlantı değildir; her bireyin geçmiş deneyimleri ve bilinçaltındaki kalıplar etkilerini gösterir.
İkili ilişkilerde karşımıza çıkan döngüler, bazı bireyler için alışılmış bir durum haline gelebilir. Örneğin, duygusal olarak mesafeli ya da ilgisiz partnerlere yönelmek gibi tutumlar sıkça görülmektedir. Geçmiş deneyimlerden kaynaklanan bu eğilimler, er geç bireyin tekrar eden hayal kırıklıkları yaşamasına yol açabilir. İnsan zihni genelde tanıdık olanı tercih eder ama bu her zaman sağlıklı ilişkileri beraberinde getirmez.
Çocukluk dönemindeki olayların ise ilişki seçiminde önemli rol oynadığı bilinmektedir. Sevgi ve güven anlayışı, çocukken yaşanılanlara göre şekillenir. Ulaşılması güç bir ortamda büyüyen biri, yetişkinlikte de benzeri ilişkilere ilgi duyma eğilimi gösterebilir çünkü bu durum ona tanıdık gelir. Ancak geçmişte öğrendiğimiz kalıpların varlığı mutlaka sağlıklı anlamına gelmez.
Bu bağlamda psikolojide “bağlanma stilleri” kavramı önem kazanmaktadır. Kaygılı bağlanma stiline sahip kişiler genellikle terk edilme korkusu taşır ve pek çok durumda onay arayışı içine girerlerken; kaçıngan bağlanma tarzındaki insanlar bağımsızlıklarını koruma çabası içerisindedirler ve yakınlık kurmakta zorluk yaşayabilirler.
Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir unsur, kişilerin geçmişte yaşadığı olumsuz deneyimlerin yeniden gündeme gelmesidir. Örneğin aile içinde sevgi göremeyen veya sürekli eleştirilen çocuklar büyüdüklerinde benzer hissettiği ilişkilere yönelebilirler. Bu döngü süreci bazen kötü sonuçlara yol açarak yine hayal kırıklığıyla sonuçlanabilir.
Ayrıca yine tekrarlayan sorunlardan biri de kişinin kendisini değersiz hissettirenpartnerlere yönelmesidir ki bu da sıklıkla gözlemlenen başka bir kalıbın tekrarını işaret etmektedir. Nitekim bunları aşmak için bireylerin farkındalık geliştirmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak kendimizi neden belirli tipten insanlara çekildiğimizi anlamanın yolu içsel düşünce yapımız ile geçmiş deneyimlerimizi sorgulamaktan geçiyor olabilir. Kendimize dikkat etmemiz ve hareket biçimlerimizin kökenlerini keşfetmemiz oldukça kıymetlidir çünkü aksi halde aynı karmaşadaki döngüler içerisinde kaybolmaya devam edebiliriz.